Yazar: admin

Keçi Boynuzunun Yararları

Keçi boynuzu harnup diye bilinen bir meyvedir. Keçi boynuzu meyvesi siyah renge sahip olan bir meyvedir. ağacı ise sürekli yeşildir. Keçi boynuzunun farklı tadı olduğu gibi besleyici açıdan da oldukça iyi bir besindir. Keçi boynuzunun faydaları arasında özellikle yetişme çağına gelen çocukların gelişmesi için pekmezi yedirilir. Aynı zamanda zayıflıktan şikayet edenler içinde keçi boynuzu kilo almak için son derece yararlı bir besindir. Keçi boynuzu nasıl tüketilir diye soranlar olabilir. Keçi Boynuzu kuru olarak tüketilebildiği gibi, yaprak ve dallarından ça yapılır. Keçi boynuzu çayı; Keçi boynuzu ağacının yaprakları ve dalları kurutularak demlenir ve çay olarak tüketilebilir. Keçi boynuzunun pekmezide keçi boynuzunun başka önemli özelliğini yansıtan bir şeydir. Özellikle kansızlık ve sperm azlığı çekenler için Keçi boynuzu pekmezi son dereye yararlı olmaktadır. Keçi boynuzu yararları içerisinde içerisinde bulunun bol kalsiyumdur. Keçi boynuzunda bulunan kalsiyum miktarı süt içerisinde bulunan kalsiyumun yaklaşık 3 katı olduğu bilinmektedir. İçerisinde bulunan E vitamini ile gribal enfeksiyon, öksürük, kemik erimesi ve kansızlığa iyi geldiği bilinen keçi boynuzu mucizavi bir meyvedir. Keçi Boynuzunun Yararları Genel Olarak Kansızlığa iyi gelir. Balgam söktürücü özelliği vardır. Öksürüğe iyi geldiği bilinir. Göğsü yumuşatmaya yardımcı olarak, bronşları açan bir özelliği vardır. Nefes darlığına iyi gelir. Midede olan şişkinliği gidermeye yardımcı olur. Gastrit ve bağırsak rahatsızlığına iyi gelir Bağırsakta ki parazit ve solucan gibi şeyleri dışarı attırmaya yardımcı olur. Diş ve Diş eti için son derece yararlıdır. Kemik gelişimine iyi gelmektedir. Doğal güç ve...

Devamını Oku

Süleymaniye Camii

Klasik Osmanlı  Mimarisini günümüze kadar taşıyan muhteşem eser Süleymaniye cami Kannuni Sultan Süleyman adına Mimar Sinan elinden çıkmış muhteşem bir eserdir. Süleymaniye külliyesi parçası olan Süleymaniye camii, dükkanlar, hastane, kütüphane, hamam, imaret gibi bir külliyenin parçasıdır. Süleymaniye cami 1551 ve 1558 yılları arasında inşa edilen bir eserdir. İstanbulda yüze yakın depremde herhangi bir hasara uğramayan bu muhteşem yapı Mimar Sinanın Kalfalık dönemim diye tabir ettiği eserdir. Yüksekliği 27.5 metre olan vekubbesi 53 metre yüksekliğinde olan cami Ayasofya müzesinde olduğu gibi 2 yarım kubbe görünümündedir. Süleymaniye camisinin ana kubbesinin ortasında nur süresi yazısı bulunmaktadır. Mihrab yerinin her iki yanının penceresinin üzerine ise fetih süresi yazısı bulunur. Bu muhteşem Hattatı yazan ise Hasan Çelebidir. Süleymaniye cami Osmanlı külliyeleri arasında fatih külliyesinden sonra gelen en büyük ikinci külliyedir. ana kubbenin kemeri Mimar sinan tarafından kemer-i kübra yani büyük kemer olarak...

Devamını Oku

Topkapı Sarayı

1453 te İstanbulu fetheden Fatih Sultan Mehmet ilk önce Bugünkü İstanbul Üniversitesi (Beyazıt) çevresinde bugün eski Saray dediğimiz yeri inşa ettirmiştir. 1460-1478 tarihleri arasında inşa ettirilmiştir. Daha sonrada yerleşeceği Yeni sarayı inşa ettimiştir. Osmanlıda Yeni Saraya verilen isim Saray-ı Cedid olacaktır. Daha Sonra Tüm osmanlı padişahının yaşacağı ve ikamaet edeceği yeni saraya yerleşmişlerdir. Yeni Saraya Topkapı Sarayı isminin verilmesi de şöyle olmuştur. 1. Mahmut zamanında yaptırılan Topkapusu sahil sarayı bir yangında gidince bu sarayın ismini Yeni saraya vermişlerdir. Yeni Sarayın ismi Topkapı Sarayı olmuştur. Yüzyıllar içinde gelişerek büyüyen Topkapı Sarayı plan olarak osmanlı devlet felsefesi ve tabaasına bağlı olarak planlanmış ve geliştirilmiştir. Topkapı Sarayının 2. murat zamanında yapılan  Edirne sarayının ihtişamı ve planından esinlenerek yapılmıştır. Topkapı sarayı planı genel olarak: devlet işlerine ayrılmış daireler, Padişahın ikametgahı, ve Sara görevlilere ait ayrılmış binalar olduğu söylenebilir. Fatih Sultan Mehmet Han’ın istanbulu fethetmesinden 19. yüzyıl ortalarına kadar devlet erkanının ikamet ettiği Topkapı sarayı padişahların ikamet ettiği, devlet ve eğtim sarayıdır.Büyük saray 19. yüzyıldan sonra bazı protokol gereksinimlerini karşılamadığı için Dolmabahçe sarayına taşınmıştır. Fakat atalarından miras kalan Topkapı sarayında kutsal emanetler, devlet hazinesi,  Osmanlı devleti arşivibırakılmıştır. Aynı zamanda Devlet törenleride Topkapı sarayında yapılmaya devam edilmiştir. Topkapı sarayı 1924 te Mustafa Kemal Atatürk’ün emri üzerine müzeye...

Devamını Oku

Yerebatan Sarnıcı

İstanbulun en gözde gezilecek yerlerinden biri olan yerebatan sarnıcı bizans imparatoru Justinianus tarafından yaptırılmıştır. Yerebatan sarınıcının yapılı tarihi ise Milattan sonra 542 yılıdır. Yerebatan Sarnıcının yapılış amacı Bizans dönemindeki büyük sarayın su ihtiyacını gidermektir. Yerebatan sarnıcının alanı 9800 metre kare gibi dev bir alandır. Bu yağıda 336 sütun bulunmakla birlik her bir sütunun boyu 9 metredir. Ziyaretçiyi girer girmez etkileyen Yerebatan Sarnıcı ziyeretçilerde uçsuz bucaksız bir ormanı çağrıştıran bir yapıdır. İçerisindeki sütunlar suyun üzerinde yükselmektedir. Yerebatan sarnıcı içerisindeki taşlardan en önemlilerden biri Medusa Başlı heykeldir. Bu heykel Roma İmparatorkulupunun heykeltıraş sanatının en güzel örneklerinden biri olarak belirtilmektedir. Efsanalere göre Medusa yer altının 3 dişi canavarlarında biri olarak tarihe geçmiştir. Gorgona canavarlarından biri olan medusanın efsaneye göre kime baksa taşa çeviren bir özelliği vardır. Başka bir rivayete göre de Güzel ve hoş bir kız olan medusanın Zeusun oğluna aşık olduğu ile ilgili olduğu söylentisidir. Zeusun oğlu persustur. Aynı dönemlerde Persus’u Athena da sevmektedir. Medusaya büyü yaparak saçlarının iğrenç ve korkuç yılan şekline sokmuştur. Perseus Medusanın büyülendiğini düşünerek kafasını koparmıştır. Bu yüzden Medusayı öldürmüştür Athena.   Medusa kime baksa taşa kesildiği için Perseu savaşlarda MEdusanın kafasını kullanarak düşmanlarını taşa çevirmiştir. Daha sonrada bu mitolojiye göre Bizanslılar kılıçlarına Medusa sembolü koymuştur.  Yerebatan sarnıcı büyük yapı olmakla birlikte çeşitli    değişik zmaanlarda düzenlenip restore edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında ilk restore 3. ahmet zamanında yapılmıştır. Daha sonraki restore çalışması ise 2. Abdulhamit tarafından yapılmıştır. Cumhuriyet...

Devamını Oku

Ayasofya Giriş Ücreti

Ayasofya giriş ücreti 20 TL dir. Ayasofya müzesi 09:00- 19:00 saatleri arasıdır. Son giriş 18:00 dır. Bu yaz dönemi saatidir. Kış dönemi ziyaretçilere açık olduğu zamanlar ise 09:00-17:00 saatleri olmakla birlikte son giriş saati 16:00 dır. Ayasfoyaya ücretsiz olarak kimler girebilir -Türkiye Cumhuriyeti 18 yaş altındaki vatandaşlar ücretsiz giriş yapabilir. – Türkiye Cumhuriyeti 65 yaş üstü vatandaşlarımız, -Gazilerimiz, şehit aileleleri ve gazi aleleri ayasofya müzesine ücretsiz giriş yapabilir. – Türkiye cumhuriyeti vatandaşı engelliler ve bir refakatçisi ücretsiz girişten yararlanabilir. – Türkiye Cumhuriyeti er ve erbaşlar ücretsiz geçişten yararlanabilir. -Kültü ve Turizm bakanlığına bağlı personller ve bunları refakatçi olduğu kiiler ücretsiz olarak ayasofyaya girebilir. -Basın kimlik kartına saihp olan kişiler ücretsiz giriş yapabilir. -0-12 yaş gurubu yabancı uyruklu çocukların Ayasofya müzesine ücretsiz giriş izni vardır. Şu an Ayasofya müzesine giriş ücreti 20 TL dir. Bu konumuzda Ayasofya giriş ücreti ve Ayasofyaya kimler ücretsiz girebilir ile ilgili sizlere bilgi vermeye...

Devamını Oku