Aya sofya dünya mimarisi için önemli örnek teşkil eden, dünya mimarisi açısındanda günümü kadar gelmiş en muhteşem yapıtlardan biridir. Aya sofya yunanca kutsal bilgelik anlamına gelmektedir.

Ayasofya aynı yerde 3 kere tekrar inşa edilmiş bir yapı olarak tarihe geçmiştir. İlk olarak Doğu Bizans imparatorluğu tarafından yapılan bu yapı o zamanın en büyük kilisesi olduğu için “büyük kilise” Megale Ekklesia olarak adlandırılmıştır. Günümüzdeki Ayasofya ismi ise 5. yüzyıldan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Bizans krallarının taçlarını giydiği yer olan ayasofya tarihi açıdan çok önemli bir yere sahiptir.

Aya sofyanın ilk yapımı 360 yılındadır. İmparator Konstantios tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra zevcesi ile arasında çıkan sorun halk ayaklanmasına dönmüş ve Büyük Kilise 460 senesinde yakılarak yıkılmıştır. Bu ilk kilisiye ait günümüzde herhangi bir kalıntıya rastlanmamıştır. Fakat bazı tuğraların o döneme ait olduğu düşünülmektedir.

Aya sofya 2. kez insa edilişi 415 yılında olmuştur. İmparator II. Theodosios tarafından inşa edilen Aya Sofyanın planı   beş nefli, ahşap çatı ile örtülü ve anıtsal bir girişe sahip olduğu belirtilmektedir.

İkinci kilise Nika isyanının çıkmasıyla 13 Ocak 532 senesinde tekrar yıkılmıştır.

Üçüncü kilise yani günümüz Ayasofyası ise İmparator Justinianosun emriyle tekrar yapılmıştır. O zamanın en önemli mimarları Miletos’lu (Milet) İsidoros ile Tralles’li (Aydın) Anthemios 3. kez  23 Şubat 532 senesinde inşasına başlamış ve 27 Aralık 537 senesinde inşası biterek ibadete tekrar açılmıştır. İmparator Justinianos kilise açılışında Yüce Tanrım sana şükürler olsun bana böyle bir yerde ibadet etme fırsatı verdiğin için. Daha sonrada Hz. Süleymanı kastederek Ey Süleyman seni geçtim diye haykırdığı belirtilmektedir.

4. haçlı seferinde latinlerin istanbulu işgal ettiği belirtilmekte ve 1261 senesinde Doğu roma imparatorluğunun tekrar istanbulu ele geçirmesinden sonra Ayasofyanın baya bir harap olduğu bilinmektedir.

Ayasofya 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbulu fethetmesiyle birlikte Camiye çevrilmiştir. Camiye çevrilen Aya Sofyaya Osmanlı mimarisi eklenerek minareler yapılmıştır. Depremlerde zarar gören Aya sofyaya destek amaçlı payanlar yapılmıştır. Mimar sinan tarafından yapılan minarelere payanda desteği eklendiği bilinmektedir.

Fatih sultan mehmet tarafından Aya Sofyanın kuzeyini medrese yapılmıştır. Bu medrese Ayasofyanın kuzeyine inşa edilmiş ve her dönem bakımdan geçirilerek iyi bakılmıştır bu medereseye. 1936 yılında bu medrese yıkılmıştır. Ayasofya içerisinde yer alan; Allah, Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin, Ebubekir, Osman, Ömer yazıları islam aleminin en büyük hattat yazı olarak bilinmektedir. Bu 8 mübarek ismin ortasına ise Nur Süresi 35. Ayet eklenmiştir.

” Nur Süresi Ayet 35: Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”

1 şubat 1935 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk‘ün bakanlık kararı ile Ayasofya Cami, müzeye çevrilerek günümüze kaar müze olarak işlevini sürdürmektedir.