Soğuk Algınlığı Ve Grip Arasındaki Fark

Kış günlerinin iyice soğuk yüzünü gösterdiği şu günlerde, pek çok kişi grip ve soğuk algınlığından şikayet ile aile hekimine başvurmaya başladı. Hemen herkesin aklındaki ilk şey bir ilaç alıp, hemen iyileşmek düşüncesi tabii. Ancak doktorlar çoğu kez hastaları ilaçsız evlerine göndermekte. Bunun nedeni aslında grip olduğunu düşünen kişilerin sadece soğuk almış olmasıdır.

Toplumda genel olarak karıştırılan bu iki hastalık aslında birbirine benzeyen fakat farklı hastalıklardır. Üstelik iki hastalığın seyri tamamen farklıdır. Örneğin gripte 38 – 39 dereceleri bulan yüksek ateş görülürken, soğuk algınlığında ateş nadiren görülür. Gripte sürekli baş ağrısı yaşanırken, soğuk algınlığında baş ağrısı hemen hemen hiç yoktur.

Soğuk algınlığı semptomları burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı ve hapşırmadır. Gribin belirtileri ise ateş, öksürük, baş ağrısı… Her ne kadar karıştırılsa da seyri farklı olan bu iki durumun önleyici tedbirleri de tedavi şekli de farklıdır.

Grip kış başında yapılacak bir grip aşısı ile önlenebilecekken, soğuk algınlığını önlemenin yolu yoktur. Grip mutlaka doktor kontrolünde ilaç ile iyileşirken soğuk algınlığı, evde alınacak bazı tedbirler ile normal sürecin sonunun beklenmesi ile tedavi olur.

Kısacası soğuk algınlığı ve grip farklı durumlardır. O halde önlenemez “soğuk algınlığında neler yapı-labilir?” sorusu temel sorudur. İşte sorunun cevabı….

Soğuk Algınlığında Yapılabilecekler

Yurdun büyük bir bölümünde yaşanan yoğun kar yağışı, soğuk algınlığı yaşayanların sayısının artmasına neden oldu. Maalesef engellemenin bir yolu olmayan bu durumu ancak konforlu şekilde geçirmenin önerileri yapılabilir. Bu öneriler ise şu şekilde sıralanabilir;

  • Stresten uzak durun; Stres bağışıklık sistemini zayıflatır. Soğuk algınlığı ile mücadele eden vücudun daha kolay iyileşebilmesi için bağışıklık sisteminin güçlü olması avantaj sağlar. Bu nedenle stresten uzak durun.
  • Olumlu düşünün; Yapılan araştırmalar hayata bakış açısı olumlu olan kişilerin bağışıklık sisteminin daha güçlü olduğunu göstermiştir. Bu nedenle vücudunuzun bu hastalığı en kısa zamanda atlatacağına inanın ve olumlu düşünün.
  • Dinlenin; Evde dinlenin. Eğer çalışıyorsanız ve evde dinlenme şansınız yoksa o zaman en azından işlerinizin arasında fırsat buldukça gevşemeye çalışın, kısa kısa dinlenin.
  • Kendinizi sıcak tutun; Vücudunuzun sıcak olması, terlemeye yol açmadıkça bağışıklık sisteminin tüm enerjisini iyileşmek için kullanmasına fırsat verir. Bu nedenle kendinizi sıcak tutun.
  • Hafif yürüyüşler yapın; Yorulmadan kısa yürüyüşler yapmak kan dolaşımını hızlandırır. Bu da akyuvarların daha hızlı bir şekilde enfeksiyon yaşanan bölgeye ulaşmasını sağlar. Bu nedenle hafif yürüyüşler yapın.
  • Beslenmenize dikkat edin; Enfeksiyona karşı savaşan vücut sistemlerinin hazmı zor gıdalar ile yorulmaması gerekir. Böylece daha çabuk iyileşebilir. Az yağlı gıdalar, süt, taze sebze ve meyva yiyin.
  • Tavuk çorbası için; Tavuk çorbası burundaki salgının kıvamını azaltarak, burun tıkanıklığını gide-rir. Ayrıca salgı üretimini arttıran tavuk çorbası, böylece sinüslerin temizlenmesini sağlar.
  • 6 – 8 bardak sıvı alın; Hastalık nedeni ile kaybedilen sıvının yerine konulabilmesi adına günde 6, 8 bardak su, bitki çayı, meyva suyu gibi sıvılar alınmalıdır.
  • Nemlendirme; Su buharı ile odanın havalandırılması sağlanmalıdır. Bunun için kalorifer peteklerinin üzerine ıslak havlu koymak ya da soba üzerinde bir çaydanlık içinde su kaynatmak yeterli olacaktır.
  • Temiz hava; Özellikle burun tıkanıklığı nedeni ile nefes almakta zorluk çeken hastaların sigara içmemeleri ve sigara içilen ortamlardan uzak durmaları gerekmektedir.
  • C vitamini; Hapşırma ve diğer belirtilerin azalmasını sağlayan C vitamini alımına dikkat edilmelidir. Özellikle aynı zamanda sıvı alımını da sağladığı için portakal, mandalina, kivi ve greyfurt gibi C vitamini açısından zengin meyvalar yenmeli ve suları içilmelidir.
  • Tuzlu su; Burnun tuzlu su ile temizlenmesi de burun tıkanıklığını giderecektir. Bunun için bir bardak suya bir çay kaşığı saf tuz atıp, karıştırmalı, karışımdan burna bir iki damla damlatılmalıdır.
  • Bitki Çayları; Çeşitli yararlarından faydalanmak adına bolca bitki çayı için. Aşağıda soğuk algınlığında faydalı olabilecek bazı bitki çayları ve tarifleri verilmiştir.

Böylece soğuk algınlığı semptomları olan burun tıkanıklığı, nefes almada zorluk gibi belirtilerin ha-fifletilmesi ve sürecin daha konforlu aşılması sağlanacaktır.

Soğuk Algınlığına Ne İyi Gelir?

Soğuk algınlığında asıl olan vücut direncinin desteklenmesidir. Bu nedenle de beslenmenin yanı sıra bitki çayları tüketmek akılcı bir seçenek olacaktır. İlk tercih elbette ki ıhlamur, adaçayı ve nane-limon çayı olacaktır. Bu bitki çayları bal ile tatlandırılarak daha da sevilerek tüketilebilecektir.

Yapılan bilimsel araştırmalar ışığında, mikropların bitkilere karşı direnç kazanamdıkları, aksine mikropların antibiyotiğe karşı direncini kırarak, antibiyotiklerin etkisini arttırdığını göstermektedir. Bu da sadece soğuk algınlığında değil, antibiyotik kullanımını gerektiren gribal durumlarda da bitki çaylarının destekleyici rolü olduğunu göstermiştir. Dolayısı ile de hem soğuk algınlığının kolay atlatılması hem de soğuk algınlığını yaşamamak adına bolca bitki çayı tüketilebilir.

Ancak bitki çaylarında da dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Bazı bitki çaylarının aşırı tüketiminde tansiyon ve şeker hastalıkları üzerinde etkisi olacağı için, dikkatle ve aşırıya kaçmadan tüketilmesi gerekmektedir.

Ihlamur Çayı; Büyükannelerimizden bildiğimiz ıhlamur çayı ağrı giderici, iltihap giderici olarak tanınmaktadır. Özellikle soğuk algınlığının en önemli belirtisi olan boğaz ağrıları yaşanıyor ise ıhlamur oldukça başarılı bir seçim olacaktır. Aynı zamanda da öksürüğü yatıştırıcı etkisi bilinmektedir.

Ekinezya Çayı; Ekinezya bağışıklık sistemini güçlendiren bitkilerden biridir. Kapalı ortamlarda çalışanların günde 2 fincan ekinezya çayı içmesi sağlığı koruyucu bir etki sağlıyacaktır.

Adaçayı; Soğuk algınlığının en çok rahatsız ettiği bölge olan boğaz iltihapları tedavisinde adaçayı ilk kurtarıcı olarak düşünülebilir. Özellikle demlenerek yapılan adaçayının boğaz ağrı ve yanmalarına karşı oldukça fayda sağlayacağı unutulmamalıdır. Aynı zamanda stres ile başa çıkmak için de adaçayı kullanılabilir.

ZencefilLimon Çayı; Hem zencefil hem de limonun bağışıklık sistemi üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Vücut direncini arttıran zencefil ile limon karışımı, bağışıklık sistemini güçlendirirken bir yandan metabolizmayı da canlı tutar. Bu etkiyi yakalayabilmek için zencefil – limon çayı özellikle sabah saatlerinde içilmelidir. Böylece gün içinde kişinin kendini rahat hissetmesi de sağlanabilir. Bir büyük fincan kaynamış suyun içine rendelenmiş taze zencefilden bir çay kaşığı ve bir dilim limon atılır. 5 dakika kaynatıldıktan sonra suyu süzülür ve bal ile tatlandırılarak içilebilir.

Nane – Limon Çayı; Şarkılara bile konu olan nane – limon çayı en bilinen kış çaylarındandır. Bunun için bir dilim limon ve 7 – 8 taze nane yaprağı kaynamış suyun içine atılarak 5 dakika kaynatılır. Ardından suyu süzülerek yine balla tatlandırılarak içilebilir. Bu karışıma tarçın çubuğu ya da bir çay kaşığı toz tarçın da eklenebilir.

Sonuç

Sonuç olarak soğuk algınlığı viral bir hastalıktır. Bu nedenle engellenemez ve ilacı yoktur. Dinlenmek, beslenmek ve bol sıvı tüketmek yolu ile sadece daha çabuk ve rahat şekilde geçmesi beklenebilir. Bu arada unutulmamalıdır ki; siz ne yaparsanız yapın ya da ne yapmasanız da bu hastalık zaten bir hafta 10 gün gibi bir süre içinde kendiliğinden geçecektir.